Yapay zekâ yatırımlarında büyüyen finansman ihtiyacı artık yalnızca teknoloji hisselerinin değil, tahvil piyasalarının da ana gündemlerinden biri. Veri merkezlerinden gelişmiş çiplere ve enerji altyapısına kadar uzanan yüksek maliyetli yatırımlar, teknoloji şirketlerini sermaye piyasalarından daha fazla kaynak toplamaya yöneltiyor.
Reuters’ın 14 Ağustos tarihli analizine göre Alphabet, Amazon ve Meta gibi büyük teknoloji şirketlerinin 2026’da gerçekleştirdiği tahvil ihraçlarının toplamı yaklaşık 220 milyar dolara ulaştı. Bu tutar geçen yılın toplamının iki katından fazla.
AMD de borçlanma için piyasaya çıktı
Bu eğilimin son örneklerinden biri AMD oldu. Çip üreticisi, 4 ila 5 milyar dolar arasında kaynak sağlamayı hedefleyen dört parçalı bir tahvil ihracı başlattı.
2029, 2031, 2033 ve 2036 vadeli kıdemli teminatsız tahvillerden oluşan ihracın gelirinin genel kurumsal amaçlarla ve mevcut borçların geri ödenmesinde kullanılabileceği belirtiliyor. AMD’nin hamlesi, yarı iletken şirketlerinin yapay zekâ, veri merkezi ve üretim yatırımları için sermaye piyasalarına daha fazla başvurduğunu gösteriyor.
Yapay zekâ yarışı finansman yarışına dönüşüyor
Teknoloji şirketlerinin tahvil arzındaki artış, devletlerin yüksek borçlanma ihtiyacıyla aynı döneme denk geliyor. Böylece küresel piyasalarda aynı sermaye havuzu için rekabet artıyor.
Enflasyondan arındırılmış tahvil getirileri büyük ekonomilerde son 10 yılı aşkın dönemin en yüksek seviyelerine çıkarken, ABD’de reel getirilerin yüzde 3’e yaklaşması dikkat çekiyor. Yüksek reel faizler şirketlerin finansman maliyetlerini artırırken hisse senetleri açısından da alternatif yatırım araçlarını daha cazip hale getirebiliyor.
Borç piyasasının yeni büyük oyuncuları
Yapay zekâ yatırımlarının ölçeği büyüdükçe finansman yöntemleri de çeşitleniyor. Nvidia’nın yapay zekâ altyapısına yönelik 500 milyar dolara kadar üçüncü taraf sermayesi çekmeyi amaçlayan finansman girişiminde büyük Wall Street kuruluşlarının yer alması bunun en güncel örneklerinden biri.
Dolayısıyla yapay zekâ yarışı artık yalnızca hangi şirketin daha güçlü model veya çip geliştireceği üzerinden ilerlemiyor. Bu yatırımların hangi maliyetle ve hangi finansman modeliyle sürdürüleceği de küresel piyasaların yeni başlıklarından biri haline geliyor.
