Küresel piyasalarda yatırımcıların gelişen ülkelere yönelik iştahında yeniden belirgin bir hareketlilik yaşanıyor. Yılın önceki dönemlerinde jeopolitik gerilimler, ABD faizlerine ilişkin belirsizlik ve teknoloji hisselerindeki dalgalanmanın baskısı altında kalan sermaye akımları, temmuz ayında yeniden pozitife döndü.
Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) verilerine göre gelişen piyasalara temmuz ayında 18,8 milyar dolarlık net portföy girişi gerçekleşti. Böylece sermaye akımları üç ayın ardından ilk kez yeniden pozitif bölgeye geçti.
Tahvillere 26,7 milyar dolarlık giriş
Temmuz ayındaki toparlanmanın ana kaynağı gelişen ülke tahvilleri oldu. Borçlanma araçlarına 26,7 milyar dolar yönelirken, hisse senedi piyasalarından 7,8 milyar dolarlık çıkış gerçekleşti.
Hisse piyasalarındaki çıkış sürmesine rağmen önceki aya göre önemli ölçüde yavaşlaması da yatırımcıların risk algısındaki değişimin göstergelerinden biri oldu.
Asya piyasaları temmuzda 9,3 milyar dolarlık net girişle sermaye hareketlerindeki toparlanmaya öncülük etti.
Yedi ayda 214 milyar doları aştı
Gelişen piyasalara yönelik ilginin daha uzun vadeli görünümünde de tahvil piyasaları öne çıkıyor.
2026’nın başından temmuz sonuna kadar gelişen piyasa tahvillerine yönelen yabancı sermaye 214 milyar doların üzerine çıktı. Bu rakam son 20 yılı aşkın dönemin en yüksek seviyelerinden birine işaret ediyor.
Gelişen ülkelerin yılın ilk yarısındaki tahvil ihraçları da 187 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı.
Sermaye hareketlerindeki değişimde yatırımcıların ABD varlıkları dışındaki alternatiflere yönelmesi, bazı gelişen ülkelerde rezervlerin güçlenmesi ve yerel para cinsinden tahvil piyasalarının derinleşmesi etkili oluyor.
Türkiye açısından neden önemli?
Küresel fonların gelişen piyasalara yönelik risk iştahının artması, Türkiye dahil bu gruptaki ekonomiler açısından yakından izleniyor.
Yabancı yatırımcıların gelişen ülke tahvillerine yönelmesi; yerel para cinsinden varlıklara talep, borçlanma maliyetleri ve döviz piyasaları üzerinde etkili olabilecek bir unsur.
Ancak küresel para bütün gelişen ülkelere aynı ölçüde yönelmiyor. Yatırımcıların ülke seçiminde enflasyon görünümü, para politikası, rezerv yeterliliği, mali disiplin ve siyasi riskler belirleyici olmaya devam ediyor.
Bu nedenle gelişen piyasalardaki genel sermaye hareketinin Türkiye’ye ne ölçüde yansıyacağı, önümüzdeki dönemde yabancıların hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi pozisyonlarında görülecek değişimlerle daha net ortaya çıkacak.
:
