Küresel finans piyasalarında gözler yeniden ABD tahvillerine çevrildi. ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvili faizi yüzde 4,85 civarına yükselerek 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviyelere yaklaştı.
Piyasanın yeni kritik sınırı ise yüzde 5. Bu seviyeye yaklaşılması, yalnızca ABD’nin borçlanma maliyetleri açısından değil, dünya genelindeki finansal varlıkların fiyatlanması bakımından da önem taşıyor.
6 milyar dolarlık hamle yetmedi
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, uzun vadeli devlet tahvillerindeki satış baskısını hafifletmek amacıyla geri alım programını genişletti.
Hazine, ilk operasyonda 6 milyar dolara kadar uzun vadeli tahvil satın alacağını açıkladı. Ancak Wall Street’te 8-10 milyar dolara ulaşabilecek daha güçlü bir müdahale bekleniyordu.
Açıklamanın beklentilerin altında kalmasıyla 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,86’ya kadar yükseldi.
Yüzde 5 neden önemli?
Tahvil faizlerinin yükselmesi ABD ekonomisinde konut kredilerinden şirketlerin finansman maliyetlerine kadar geniş bir alanı etkiliyor.
Aynı zamanda tahvillerin sunduğu getiri yükseldikçe hisse senetlerinin göreceli cazibesi azalabiliyor. Özellikle gelecekte yüksek kâr beklentisi üzerinden fiyatlanan teknoloji şirketleri, yüksek faiz ortamına karşı daha hassas olabiliyor.
Financial Times’ın piyasa analizinde de 10 yıllık faizin yüzde 5’e yaklaşmasının Wall Street açısından önemli bir sınav haline geldiği belirtiliyor.
Borsalar için yeni risk
Yüksek tahvil faizleri şirket değerlemelerinde kullanılan iskonto oranlarını artırdığı için teorik olarak hisse fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. Buna bir de yükselen petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi ekleniyor.
Bu nedenle piyasaların önündeki soru artık yalnızca Fed’in ne yapacağı değil: ABD’nin uzun vadeli borçlanma maliyetleri yüzde 5’i aşarsa Wall Street buna nasıl tepki verecek?
ABD tahvilleri küresel finans sisteminin temel referanslarından biri olduğu için bu hareket gelişmekte olan ülkelerin tahvil faizlerinden döviz kurlarına ve sermaye hareketlerine kadar çok daha geniş bir alanı etkileyebilir.
Kaynak: Financial Times, 9-10 Eylül 2026.
